Yoganın sekiz ilkesi, Ashtanga Yoga Nedir?

Astanga Yoga, Patanjali tarafından, yoga tarihinde Klasik Çağ olarak adlandırılan MÖ 100 – MS 500 arası dönemde yayınlanan, Yoga Sutraları kitabında yazıya alınmıştır. Kaynaklarda, yazıya alınmadan önceki dönemlerde, sözlü olarak aktarılan en eski disiplinlerden biri olarak geçmektedir.
Patanjali, yoganın bir yol gösterici (guru) tarafından kavranabileceğini ve sutraların da öğretisinde guruya yardımcı olan deyişler olduğunu belirtmiştir.

Ashtanga Yoga sistemini açıklamadan önce, günümüzde popüler olarak uygulanan Asthanga Vinyasa Yoga stili ile karıştırılmaması için anektod; Ashtanga Yoga ilk yüzyıllarda yazıya dökülmüş felsefi bir disiplin iken, Astanga Vinyasa Yoga, yirminci yüzyılda Tirumalai Krishnamacharya’nın öğrencisi K. Pattabhi Jois tarafından yaratılan bir mat pratiği stilidir. Ashtanga Vinyasa Yoga, Yin Yoga, Hatha Yoga gibi mat pratiği stillerinin her biri Ashtanga Yoga ilkelerinin farklı yorumlanması ve uygulanmasına dayalı olarak geliştirilmiştir.

Patanjali’nin Yoga Sutralar kitabı 196 adet sutra (deyiş) içermektedir. Bu 196 sutra dönem içerisinde farklı yoga eğitmenleri tarafından çevrilmiş ve yorumlanmıştır. Bu yazıda yer alan Asthanga Yoga’nın sekiz uzvu ile ilgili kitapta geçen deyişler Swami Jnaneshvara tarafından yapılan birebir İngilizce tercümenin çevirisidir. Çevirilerin açıklamaları tarafımızca eklenmiştir.

YAMA

Şiddetsizlik (ahimsa), dürüstlük (satya), çalmaktan kaçınma (asteya), yüksek gerçeklik farkındalığında eylem (brahmacharya), aç gözlü olmamak (aparighara), Yama’nın beş ilkesidir ya da kendini gerçekleştirme ve kendine egemen olma yolunda adımlardır ve Yama sekiz uzuvlu yoganın ilk uzvudur.

Yamalar; kişinin önce kendisi ile, sonra çevresindeki diğer varlıklar ile huzurlu bir yaşam sürmesi için edinmesi ve özümsemesi gereken beş temel disiplini içerir. Yaşanan coğrafyanın kültür kodlarına uzak olmayan bu ilkeler; kişinin kendini gerçekleştirmesi ve potansiyelini keşfetmesi yolunda, kendine engel olan davranış kalıplarından özgürleşmesini sağlar.

Durumlar karşısında, tutumlarınıza dair bilgi sahibi olmak, kendinizi tanımak, hırslarınızın gücünü doğru şekilde yönlendirmenizi ve gelişime açık tutumlarınız üzerine çalışmanızı sağlar. Böylelikle kim olduğunuzu bilir, gerçek potansiyelinize ulaşabilirsiniz.

Ahimsa

Bir yogi şiddetsizlik (ahimsa) halini sebatla sürdürdüğünde, yakınında bulunan diğer insanlar husumet içeren her hangi bir duyguyu kendiliğinden kaybedecektir.

Fizik kuralıdır; aynı titreşim frekansına sahip moleküller birlikte titreşirler.
Ne ekersen onu biçersin.
Şiddetsizlik halini sürdürerek, şiddet gibi negatif alanda titreşen duygu durumlarını kendinize çekmeyi bırakırsınız. İnsan bedeni anatomik olarak moleküllerden oluşmuştur. Ve her molekül titreşerek varlığını sürdürür. Kişi kendi içinde, düşüncelerinde, eylemlerinde ve tutumlarında, kendine ve dışarıya karşı uyanan negatif titreşimleri dönüştürerek daha fazla negatif alanda titreşmeyi bırakır ve bu yaşamının her alanına dalga dalga yayılır.

Satya

Dürüstlük (satya) hali başarıldığında, Yogi, eylemlerinin meyvelerini alarak niyetlerine ulaşır.

Dürüstlük, gerçeği kabul etmek ve gerektiğinde ifade etmektir. Gerçeği yadsımamak, kişiyi durumlar karşısında egemen kılar. Her gerçeklik hoşnutluk yaratan bir durum olmayabilir. Hoşlanın ya da hoşlanmayın, sizin gerçekliğe karşı olan hisleriniz, gerçekliğin gerçeklik durumunu değiştirmez. Hoşunuza gitmeyen durumlarda gerçekliği görmezden gelmek, yadsımak, kabul etmemek gerçeği değiştirmediği gibi sizi de durumlar karşısında zayıf kılan, faydasız bir inkar çabasıdır. Hoşuna gitmediği halde, gerçekliği olduğu gibi görebilen ve durumu kabul eden kişi niyetlerine ulaşan yolda hoşnutsuz gerçeğin etkilerini dönüştürecek güce sahip olur.

Ancak gerçeği görmek size kaba bireyler olma hakkını vermez. Gerçeği, şiddetsizlik hali içinde, nazikçe yapıcı bir biçimde ifade edebilmek için milyonlarca kelimeye ve olanağa sahip olduğunuz gerçeğini unutmayın.

Asteya

Çalmaktan kaçınma, çalmama (asteya) pekiştiğinde, evrenin tüm imkanları Yogi’ye ulaşılabilir olur.

Evren, dengesini sürdürür. Kişi, diğer kişinin hakkı olanı, diğer kişiyle birlikte var olan her hangi bir durumu, kendisiyle birlikte var olmak üzere yönlendirdiğinde diğer kişinin hayatından eksiltmiş, kendi hayatını fazlalaştırmıştır. Denge bozulur. Ancak, evrende denge kendini bir şekilde korur. Hayatını fazlalaştıran kişi, hali hazırda var olan ya da olacak olan imkanlarını kaybederek dengelenir.

Başkalarının var olan imkanlarına, duygularına, gerçekliklerine sahip olmak için enerjisini boşa harcamayan kişi, enerjisini hali hazırda var olan imkanlarını zenginleştirmek, geliştirmek üzere yönlendirme gücüne sahip olur.

Brahmacharya

Yüksek gerçeklik farkındalığında eylem (brahmacharya) pekiştiğinde; güç, yetklinlik ve yaşam gücü zindeliği edinilir.

Kişi, yüksek gerçeklik farkındalığını, yanılgıya düşüren yargılardan arındığı zaman kazanır. Yaşam içerisinde, deneyimlerimiz ve ilişkilerimize dayalı geliştirdiğimiz yargılar, zaman zaman illüzyonları yaratır. Durumların eşsizliğini yadsıyarak genel yargılar üzerinden değerlendirmek kimi zaman gerçeklikten uzaklaştırır. Yargıyı sürdürmek ve illüzyonu yaşatmak için harcanan enerji, sadece inkar çabasıdır. Faydasızdır. Mutlak gerçeğin varlığını kabul ederek onurlandırmak çabasız bir varoluştur. Gerçek göz önündedir. Görmek çaba gerektirmez iken, göz ardı ederek yadsımaya sürdürmek yorucu bir enerji zayiatıdır. Kişi, mutlak gerçeğin ve birliğin farkındalığıyla eylemde bulunduğunda; gücünü, yetkinliğini ve yaşam gücü zindeliğini geliştirir. Kendini gerçekleştirir.

Birebir çeviride cinsel birliktelik ile bilgi geçmemektedir ancak eski metinlerde bu ilke kapsamında cinsel ilişkiden kaçınma gerekliliğine yer verilmiştir. Enerjiyi boşa harcamama ve mutlak gerçeği görme prensibinden yola çıkarak; burada rastgele ilişkiye harcanan enerjiyi, gerçek sevgiyi yüceltmek üzere yönlendirmenin amaçlandığı söylenebilir.

Aparighara

Kişi, sahip olma arzusu ve aç gözlü olmaya (aparighara) karşı duyularında irade istikrarını sürdürdüğünde, geçmiş ve gelecek tekamüllerinin sebepleri ve nedenleri bilgisine haiz olur.

Sahip olma arzusu ve aç gözlülük süre gelen, yok olana odaklı yaşam alışkanlığından kaynaklanmaktadır. Yok olana odaklanmak, yoksunluk hissini güçlendirir. Yaşadığımız evrende birlikte var olduğumuz diğer varlıkları onurlandırarak yaşamayı pekiştirmek, akış içerisinde var olduklarımız ile birlikte gelişmemizi sağlar.

Yaptıklarınız, yapabildikleriniz, sizinle birlikte var olan lehinize durumlar yerine, akış içerisinde yer almayan durumlara sahip olma arzusu, aç gözlülüğü tetikler ve aç gözlülük yok olana odaklanmaya neden olur. Bu şekilde, akış farkındalığı körelir. Akış farkındalığının geri kazanan kişi, durumları geçmişten bugüne ola gelirken nasıl bir yol izlediğini, bugünden geleceğe hangi olaylar dizisiyle süre gideceğini görebilir.

NIYAMA

Bedeni arındırmak (shaucha), memnuniyet (santosha), duyulara egemen olma (tapas), kendini geliştirme ve gerçeğini yansıtma (svadhyaya), mutlak gücün var oluşuna saygı (ishvarapranidhara); kendini gerçekleştirmeyi öğreten Niyamaların usulleri ve uygulamalarıdır. Niyama sekiz yoga uzvunun ikisincisidir.

American Psikoloji Profesörü Abraham Moslow, kişinin; yaşama dair motivasyonunu sürdürmesinin, içinden gelen ihtiyaçlarını karşılamasına bağlı olduğunu İhtiyaçlar Hiyerarşisi Kuramında incelemiştir. Beş kategoriden oluşan ihtiyaçlar hiyerarşisinde son basamak Kendini Gerçekleştirme ihtiyacıdır. Her bir basamak sırayla gerçekleştirildikten sonra her bir hiyerarşi kendi kulvarında paralel gelişmeye devam eder ve kişi, özünü gerçekleştirir, yaşamın büyüsüne şahit olur.

Kendi potansiyeli keşfederek, özünü gerçekleştirme; kişinin, yargısız bir alandan, beden, duygu ve zihin gözlemini gerçekleştirmesiyle mümkün olur. Niyamalar, beden, duygu ve zihni yargısız bir alandan gözlemlemeyi öğretir. Kişi kendini, gözlemleyerek eğitir. Niyamalar; kişinin, potansiyelini keşfetmek ve kendini gerçekleştirmek için edinmesi ve özümsemesi gereken beş görevi içerir.

Saucha

Beden ve zihin temizliği ve arınması (saucha) sayesinde, kişi, başka bedenlere karşı ilgisizlik ve uzaklık davranışı geliştirebilir ve diğer bedenlerle gereksiz bağlantı kurmayı istemeyebilir.

Ayrıca, beden ve zihin temizliği ve arınması (saucha), öz varlığın (sattva) arınmasını sağlar, memnuniyet, erdemlik ve hoşnutluk duyguları, duyular üzerinde egemenlik, kendini gerçekleştime için zindelik, nitelik ve yetkinlik getirir. –

Duyular, beden ve zihnin sistematik çalışmasını sağlayan sinirler aracılığıyla algılanır ve tepki verilir. Beden ve zihnin arınması, arınan camın görüş netliği kazandırdığı gibi duyularda netlik kazandırır. Beden farkındalığını geliştiren kişi diğer bedenlerin varlığını da net bir şekilde duyumsar.

Beden ve zihnin arınmasıyla, netlik kazanan ölçme ve değerlendirme yetisi, kişiyi duyuları üzerinde egemen kılarak, kendi lehine eylemler gerçekleştirmesi üzerine ihtiyaç duyduğu niteliklerini zenginleştirir.

Santosha

Memnuniyet (santosha) halinin sürdürülmesi, eşsiz bir mutluluk, zihinsel rahatlık, keyif ve tatmin sağlar.

Evrenin ikililik dengesi gereği; yaşam boyunca olumlu ve olumsuz durumlar birlikte var olacaktır. Evrendeki bu ikililik dengesi birlikten gelir. Olaylar sadece olur. Akış içerisinde gerçekleşen olayları, olumlu ya da olumsuz olarak değerlendirmek sizin bakış açınıza özeldir. Olumsuz yorumladığınız; öfke, üzüntü, acı, mutsuzluk hisleri veren olaylara karşı tutumunuz akışınızı etkiler.

Olumsuz durumlara odaklanmanız, durum içinde sıkışıp kalmanıza ve daha çok olumsuz durum yaratmanıza sebep olur. Aynı yol, olumlu yorduğunuz olaylar için de geçerlidir. Olumlu olaylara odağınızı verdiğinizde, içinizde sevinç, huzur, mutluluk hisleri yeşerir. Ve bu motivasyon, sizi daha olumlu olaylar yaratmanız ve olumsuz olayların içinde sıkışıp kalmadan akıp geçebilmeniz için ihtiyaç duyduğunuz gücü verir.

Tapas

Duyuları eğitme (tapas), zihinsel kirliliği bertaraf eder ve ardından; eylemleri ve duyuları barındıran zihinsel organlar ve beden üzerinde egemenliği ve mükemmelliği getirir.

Eski bir metaforda, duyular; atlara benzetilir. Eğitilmedikleri takdirde rastgele dört nala yol alabilirler. Ve bu durum, kişinin hayatında zor dönemler yaşamasına sebep olabilir.

Kendi merkezinden (öz, core, iç ateş) güç alarak, duyularını eğitmek için çaba harcayan kişi, olaylar üzerine düşünce kirliliği kurgulayan zihnini ehlileştirerek, net bir bakış açısı kazanır. Net bakış açısıyla, duyuları algılayan ve tepkileri yaratan sistemine egemen olur.

Svadhyaya

Kendini geliştirme ve gerçeğini yansıtma (svadhyaya) ile kişi; mutlak gerçeğin ve gücün altında yatan ahenk ve birlik ile iletişime geçme yetisine erişir.

Dünya, devinim ile ola gelmiştir.

Büyük Patlama Teorisinde ve Evrim Teorisinde, başlangıçtan bu güne süre gelen hareketler incelenmiştir. Bu teorilerde de değinildiği gibi, sadece insanoğlu değil, var olan her varlık, kendini durumlar karşısında geliştirerek, adapte olabilmiş ve varlığını sürdürebilmiştir. Değişim akışına, gelişerek ayak uyduramayan varlıklar, yok olmuş ya da yok olmanın eşiğine gelmiştir.

İnsanın doğumdan ölüme sürdürdüğü değişim ve gelişim akışı da; dünyanın başlangıçtan bu yana sürdürdüğü değişim ve gelişim akışının bir parçasıdır. Her kişi özünde eşsiz olsa da, aynı bütünün (birlik) parçasıdır ve bütün akış ile varlığını sürdürmektedir. Değişim akışına gelişerek uyum sağlayan kişi, bütünün akışında kalarak, birliğin bilgi, ahenk ve gücünden beslenir.

Isvara Pranidaha

Mutlak gücün var oluş akışına saygı göstermek (ishvara pranidhana), mutlak birlik mükemmelliğine ulaştırır.

Zamanın öncesinden bugüne süre gelen akış farkındalığıyla yaşamını sürdüren kişi, var olan her şeyin varoluşuna, evrenin zekasını kanıksadığında saygı gösterir; mutlak birliğin ahenk ve armonisi hayatında yerini korur.

ASANA

Yoga Meditasyonu için postürün (asana) rahat olması kadar dayanıklı, durabilir ve devinimsiz olması gerekir ve bu Yoga uzuvlarının üçüncüsüdür.

Asanalar, bedensel sağlığı korumayı amaçlayan fiziksel egzersizlerdir. Yoga’nın mat pratiği sisteminin temelini oluşturur. Moslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisinde de savunduğu gibi, kişinin; güvenlik, sosyallik, saygınlık ve gelişmişlik ihtiyaçlarını niteliğe dönüştürebilmesi için öncelikle fiziksel ihtiyaçlarını karşılaması gerekmektedir.

Ashtanga Yoga disiplininde de asanalara yer verilmesinin iki temel nedeni vardır; Bedensel sağlık ve Meditasyon oturuşunu sürdürebilmek için dayanıklık. Bu felsefi disiplinde, kişinin kendini gözlemlemesi, odaklanabilmesi ve böylelikle kendini geliştirebilmesi için meditasyon halinin sürdürülebilirliği önemlidir. Kişi konsantrasyonunu, ancak ağrılı ve acılı bir beden tarafından uyarılmadan, sağlıklı bir beden ile sürdürebilir.

PRANAYAMA

Mükemmel postüre ulaşıldığında, derindeki güç ve düzensiz nefes alış veriş hareketi üzerinde hakimiyet ya da yavaşlamaya; nefes kontrolü ve prana’ya derinleşme (pranayama) denir ve bu durum her ikisi üzerine bilinç farkındalığını geliştirir.

Yoga sutralarda, nefesin dört veçhesi tanımlanmıştır. Dört veçhe şöyledir; nefes alış, nefes veriş, alış veriş arası geçiş (boşluk) ve nefesin kendisi (prana). Ve bu dört veçhe okyanus dalgalarına benzetilerek betimlenmiştir. Dalganın yükselmesi nefes alışa, dalganın inişi nefes verişe, yükseliş ve iniş arasındaki geçiş, durgunluk; nefes alış verişi arasındaki geçişe, boşluğa benzediği belirtilir. Okyanusun kendisi ise nefestir. Derinleşen, derinleştikçe birleşen okyanus gibi, nefes teknikleri sayesinde en derinde kalmayı, birliğe ulaşmayı gerçekleştirebilirsiniz.

Nefes Teknikleri, nefese odaklanarak dikkatin içeriye yönelmesini ve meditasyona geçişi sağlar.

PRATYAHARA

Duyular ve eylemlerin barındığı akli organlar, akli seviyede yerine konulan karşılıkları (duygu durum, nesne) ile arasındaki bağlılıktan çıktığında, duyuların ortaya çıktığı alan özümsenir. Bu duruma pratyahara denir ve beşinci uzuvdur.

Duyuları yargısız bir alandan gözlemlemenin, adil ve ön yargısız kararlar verme yetisini geliştirdiği ve bu yetisini geliştiren kişilerin daha dengeli ve mutlu bir hayat sürdürdüğü Toronto Üniversitesinde yapılan Rasyonellik Testlerinde kanıtlanmıştır.

Pratyahara, bire bir kelime tercümesiyle Duyuların Geri Çekilmesi demektir. Duyuların geri çekilmesi ifadesinin, algının dışarıya kapatılması olarak anlaşılmaması çok önemlidir. Çünkü burada duyu olarak tercüme edilebilen kelime, özünde; hem algıyı hem de algıya gösterilen reaksiyonu kapsamaktadır. Bu yüzden duyuların geri çekilmesi, kendini algıya kapatma değil, algılanan duyuyu ve ona karşı içeriden doğan reaksiyonu gözlemleyerek, hareketsizliği ve tepkisizliği – şahit olma halini – sürdürme halidir.

Pratyahara ilkesi, kendini harekete kaptırmadan, hareketi uyandıran algıyı ve uyanan hareketi; ikisinin barındığı merkezde kalarak yargısız bir alandan gözlemlemeyi öğretir.

DHARANA

Konsantrasyon (dharana) zihinde bir olguya dikkatin sabitlenmesi sürecidir. Ve yoganın altıncı uzvudur.

Dharana, Konsantrasyon olarak tercüme edilir. Belirli bir olgu üzerine odaklanan dikkatin sürdürülmesi halidir. Burada gözlemcilik halen aktiftir. Kişi; dikkatini yönelttiği algıyı, dikkatin sürdürülme halini ve dikkati dağıtan diğer etmenleri gözlemler.

DHYANA

Odak noktasında, tekrarlı süren ya da bölünmeyen akış, meditasyonun özümsenmesi olarak adlandırılır. Ve yoganın sekiz uzvunun yedincisidir.

Dhyana, Meditasyon olarak tercüme edilir. Belirli bir algı üzerine odaklanan dikkatin, konsantrasyonu kıran dikkat dağıtıcı etmenler tarafından etkilenmeden sürmesidir. Gözlemci, gözlem sürecini ve gözlemlenen algıyı gözlemlemeyi sürdürmektedir. Meditasyon ve konsantrasyonu bir birinden ayıran belirli bir husus mevcut değildir, ayrımı tecrübe edilerek anlaşılır.

SAMADHI

Varlığın zihnin ötesine çıkması, kendi formundan özgürleşmesi, derin özümseme aşamasına derin konsantrasyon (samadhi) denir ve sekizinci uzvudur. –

Samadhi, birlik ve bütünlük halidir. Gözlemci, gözlem süreci, gözlemlenen nesnenin tek bir varlık olduğunun farkındalığının yaşandığı yüksek bilinç düzeyidir. Derinliği tecrübe edilerek özümsenir.

Yazar

Çocukken köyde katıldığım yağmur duası hayırı ile başladı Do Yoga Do Magic'e çıkan yolculuğum. Güneşli güzel bir gündü. Oldukça kabalıktı. Meydandan harmanlığa yürüdük. Orada dua edildi. Ardından büyükler dinlenirken, sevgililer tenhalara kaçıştı; gençler darbuka çalarken biz çocuklar ağaçlarda sallandık. Akşam yemeği vaktine doğru sessizce dağıldık. Ve yağmur yağdı.

Kimler Neler Demiş?

avatar
  Subscribe  
Bildir
Pin It