Prana Nedir?

Prana, Sanskritçe pra ve na hecelerinden oluşan bir kelimedir ve anlamı süreklilik, sürekli hareket içindeki güçtür. Enerji veya yaşam gücü olarak tercüme edilebilir fakat bu ikisi de tam anlamını yansıtmakta yetersizdir.

Prana algıları olan her varlıkta bilinçli ve bilinçsiz her tepkiyi, her düşünceyi, bilinç ve bedenin her seviyesini harekete geçiren enerji olarak mevcuttur.

Kadim bilgilerin işlendiği kitaplar Upanishadlarda Prana’yı anlatan hikaye şöyledir;

Bir zamanlar bedende bulunan kutsal elementler – hava, ateş, su, toprak ve eter – aralarında tartışmaya başlamışlar. Her biri kendini diğerlerinden üstün görmüş ve ‘Bu fani beden benim sayemde yaşamını sürdürüyor’ diye iddia etmişler. Prana, aralarındaki bu tartışmayı dinlemiş ve nihayet onlara ‘Kendinizi kandırmayı bırakın. Bu bedenin yaşamını sürdürmesini destekleyen, kendini beş parçaya bölmüş olan benim.’ diyerek durumu açıklamış. Ancak elementler bu duruma inanmamışlar. Prana bedenden çekilmeye başlamış ve diğer tüm elementler onunla birlikte yok olmak üzere olduklarını fark etmişler. Prana bedene tekrar yerleştiğinde, elementler de olmaları gereken yerlerine dönebilmişler. Prana’nın her birinin üstünde olduğu gerçeğini kabul etmişler.

Prana yalnızca bedeni değil aynı zamanda yaratılışın her seviyesini ayakta tutan yaşam gücüdür. Bilimsel araştırmalar Prana’yı çokboyutlu kompleks enerji olarak tanımlamaktadır. (Çokboyutlu kompleks enerji: elektriksel, manyetik, elektromanyetik, fotonik, oküler, termal ve mental enerjilerin kombinasyonu)

Prana algısız yaşamda da mevcuttur ve hareketin, büyümenin ve çürümenin sürmesini sağlar. Prana tecelli eden yaratılışın temelidir ve yaratılmış her nesneye var oluşunu ve şeklini verendir. Bu bir gezegen, bir astreoid, bir ot sapı veya bir ağaç olabilir. Eğer Prana olmazsa, var oluş olmaz. Eğer Prana evrenden çekilirse, onunla birlikte her şey yok olur. Canlı veya cansız tüm varlıklar prana sayesinde vardırlar.

Yaratılıştaki her meydana geliş farklı yoğunluklarda, farklı kombinasyonlarda ve farklı varyasyonlarda bir araya gelen enerji partiküllerinin sonsuz matriksinin bir parçasına şekil verir.

Hareketli ve hareketsiz tüm varlıklar ayrışma esnasında pranadan meydana geldiler ve yaratılış esnasında pranadan yükseldiler.

The Chhandogya Upanishad (1:11:15)

Prana varlığın yaratılıştan özünde olandır. Bizler belirli bir prana miktarı ile doğarız. Aldığımız nefes, yediğimiz yemek, düşünme biçimimiz, gerçekleştirdiğimiz eylemler ve yaşam biçimimiz ile onu korur, arttırır veya azaltırız. Yogik çalışmalar evrensel ve bireysel yaşam gücünü uyandırmayı ve arttırmayı hedeflerler.

Evrensel Prana

Başlangıçta yaratılış dahil hiçbir şey yok iken, her tarafa yayılmış ve tekamül bulmamış bilinç (chitta) vardı. İçerisinde yaratılış için gerekli tüm bileşenleri ve özellikleri barındırıyordu. Mükemmel denge ve uyumun olduğu bir aşama idi.

Bu mutlak dinginlik içerisinde bir hareketlilik mevcuttu. Tantrik ve vedik bilgilerde bu hareketlilik ‘Ben birim, bir çok olmama izin ver’ arzusu olarak geçmektedir. Bu arzu iradeyi doğurdu. Tekamül bulmamış bilincin iradesi ilk kıvılcıma, vibrasyona neden oldu ve enerji açığa çıktı. Açığa çıkan enerji; varoluşun ilk anı, prananın ilk tekamülüdür.

Bu birincil enerji Evrensel Prana’dır. Prana hiçbir zaman bilinçten ayrı olmadı; bilinç içerisinde gizli güç olarak daima mevcuttu, ancak şimdi kendini var etti. Böylelikle enerji ve bilinç birbiriyle etkileşime girdiler ve yaratılışa (shristi) neden olan bu evrensel oyunun (lila) keyfini sürüyorlar.

Evrensel Prana’nın uyanışı sonsuz bilincin ben-lik’inin özyansıması gibiydi. Böylelikle sonsuz bilinç, prananın hareketliliği sayesinde kendini deneyimleyebildi. Zaman içerisinde bilinç ve prananın aşamalarında değişimler yaşandı ve her değişim sayesinde farklı seviyede bir yaratılışın varoluşu gerçekleşti. Varlık ve madde, elementler ve enerji, ışık ve karanlık, olumlu ve olumsuz, canlı ve cansız, erkek ve kadın… Bilinç ve prana birlikte evreni genişlettiler ve her çağın sonunda bu oyunu sona erdirip başa döndüler. Prana ve bilincin sürdürdüğü oyunun incelikleri manevi çalışmaları yansıtır, nihai adım saf bilincin var olduğu kaynağa geri dönmektir.

Prana hareket halinde iken chitta da hareket halindedir. Prana durduğunda chitta da durur.

Hatha Yoga Pradipika (2:2)

Yaşamın sürmesi için prana ve chitta birlikte var olmalıdır. Ancak aralarındaki ilişki bir neden – sonuç ilişkisi değildir. Onlar herşeyin doğasını belirleyen varoluşun iki veçhesidir.

Bireysel Prana

Her varlık kendisine yaşam ve varoluş bahşeden pranaya sahiptir. Her bireyin sahip olduğu prana miktarı, kişinin pranasını kullanım kapasitesini yansıtan kişiliğinin gücünü belirler. Bazı insanlar prana miktarları sayesinde diğerlerine göre daha başarılı, saygın ve çekicidirler.

Prana kelimesi sıklıkla nefes olarak tercüme edilir. Ancak prana kişinin soluduğu oksijen veya hava değildir. Yogiler solunumun uzun süre durdurulabileceğini ve buna rağmen yaşamaya devam edildiğini kanıtlamışlardır.

ABD Menninger Kuruluşu’nda Swami Nadabrahmananda Saraswati (denek) üzerinde bir deney yapılmıştır;

Denek hava geçirmez cam bir bölmeye yerleştirilmiştir. Aynı bölmeye yanan bir mum ve bir maymun da yerleştirilmiştir. Deneğe kalbine, beynine ve bedenin farklı bölümlerine elektrodlar bağlanmış halde tabla (davul türü) çalması rica edilmiştir. Bu esnada hava nüfus edemeyecek şekilde tüm bedeni vaks ile kaplanmış, burnu ve kulakları tıkanmıştır.

Deneye başladıktan üç dakika sonra mum sönmüş, onbeş dakika sonra maymun bilincini yitirmiş olmasına rağmen Denek kırk dakikadan daha fazla süre boyunca tabla çalmayı sürdürmüştür. Deney esnasında bedenine yerleştirilen mikrofondan şelaleye benzeyen sürekli bir ses duyulmuştur. Swami Nadabrahmananda bunu prananın hareket sesi olarak açıklamış ve solunum dursa bile prana aktif olduğu sürece bireyin yaşamaya devam edeceğini eklemiştir.

Prana bedende kaldığı sürece orada hayat vardır. Prana bedenden ayrılırsa ölüm gerçekleşir bu yüzden pranayı koruyun.

The Hatha Yoga Pradipika (2:3)

Prana Alımı

Her birey belirli miktarda prana ile doğar ve bu miktarın oranı ve kalitesi bireyin yaşam tarzına göre sürekli değişir. Olumlu düşünceler, yapıcı hisler ve yoga pratikleri prana oranın yükselmesini sağlar. Cinsel enerji yönlendirildiğinde veya dönüştürüldüğünde, enerji beyinde birikir ve yaratıcılık ve manevi gelişim için kullanılır. Düzenli pratiği yapan kişinin bedeni tıpkı bir baterinin elektriği stokladığı gibi bol miktarda prana stoklar. Yoginin pranası çevresi için güç, sağlık ve canlılık kaynağı haline dönüşür.

Suyun bir kaptan diğerine akışı gibi enerjisi güçlü bir yogiden etrafındaki zayıf insanlara prana akışı gerçekleşir.

Swami Sivananda

Birey bulunduğu çevreden, yiyeceklerden, sudan, güneşten ve havadan prana alınımı gerçekleştirir. Tüm elementler prana barındırır. Böylece her bireyin prana miktarı günlük hayatta etkileşime geçtiği ve sindirdiği elementlerden etkilenmektedir.

Yiyeceklerin Prana Değerleri

Bhagavat Gita’da yiyecekler prana miktarlarına göre satvik, rajasik ve tamasik olmak üzere üç gruba ayrılmıştır (17:8-10).

Yakın geçmişte Andre Simoneton yiyeceklerin prana değerlerini belirlemek üzere bir yöntem geliştirmiştir. Bu yöntemde Simenton gergin bir sicim üzerinde sarkaç kullanmıştır. Yiyeceklerden yayılan radyasyonlar sarkaçın dönmesine ve sallanmasına sebep olacak şekilde hareketi etkilemiştir.

Sarkaçın hareket genişliği ve hızı ölçülerek, farklı yiyeceklerin içerdiği canlılık ve tazeleği gösteren radyasyon dalga yoğunlukları ölçülebilmiştir. Simoneton bu araştırmasını Radiation des Ailments, Ondes Humaines, et Santé kitabında yayınlamıştır.

Bulgular temenlinde, Simoneto yiyecekleri dört temel gruba ayırmıştır. 0 – 10,000 angstrom (santimin yüzmilyonda biri) aralığında, genel insan dalga boyunun 6,500 angstrom olduğunu saptamış ve 6,500 – 10,000 angstrom aralağındaki yiyecekleri yüksek kalite olarak sınıflandırmıştır.

10,000 – 6,500 angstrom aralığındaki yiyecekler; meyveler, taze sebzeler, tahıllı ürünler, zeytin yağı, balık ve kabuklu deniz ürünleri
6,500 – 3,000 angstrom aralığındaki yiyecekler; yumurtalar, fıstık yağı, şarap, haşlanmış sebzeler, şeker kamışı ve pişirilmiş balık
3,000 angstrom’dan az yiyecekler; pişirilmiş et, sosisler, kahve, çay, reçeller, işlenmiş peynir ve beyaz ekmek
Angstrom yoksunu yiyecekler; margarinler, konserveler, alkol içerikli ürünler, rafine beyaz şeker ve beyaz un

Havanın Prana Değeri

Temiz hava yalnızca gerekli oksijen alnımı için değil aynı zamanda kaliteli prana alınımı için de önemlidir. Bireyin soluduğu havanın kalitesi enerji seviyesini direkt etkiler. Akarsu veya yüksek dağlarda gerçekleştirilen solunum canlılık hissi verir çünkü bu tarz yerlerde havadaki prana miktarı oldukça yüksektir. Ancak birey hava kirliliğine ve geri dönüştürülmüş havaya maruz kalırsa enerji seviyesi oldukça hızlı düşmeye başlar. Bilim bu durumu iyonların prensibi ile açıklamıştır; İyonlar negatif veya pozitif yüklü olabilirler.

Soluduğumuz havada mevcut olan bu pozitif ve negatif iyonlar bireyin enerji seviyesini etkiler. Şehirlerdeki kapalı alanlarda adım başına 50 negatif iyon düşerken, dağlarda bu oran 5,000 pozitif iyonu bulmaktadır. Günümüzde yayınlanan bilimsel bulgular, negatif iyon yoğunluklu havaya sürekli maruz kalan kişilerin rahatsızlık, moral bozukluğu, halsizlik, fiziksel ve mental yetersizlik yaşadığını göstermektedir.

Prana Üzerine Çalışmak

Prana yalnızca dış kaynaklardan alınmaz, kendi kendine yenilenebilir ve kalitesi yükseltilebilir. Birey canlılık, irade, güç, hastalıklarını iyileştirmek, kapasitesini arttırmak, verimlilik ve daha yüksek bir bilince erişmek için kendi pranası üzerinde çalışabilir.

Aslında birey hayatındaki her deneyimde mükemmeli yakalamak için kendi prana gücü (prana shakti) üzerine çalışmalıdır. Bunun için pranayı yükseltmeye yönlendirmeye yarayan, pranayama (nefes teknikleri) ve prana vidya (biyoenerji) yöntemleri geliştirilmiştir.

Nefes prananın dışavurum halidir. Farklı eylemlerde metabolizmanın ihtiyaç duyduğu nefes miktarının değişmesi gibi ihtiyaç duyulan prana miktarı da değişir. Pranadan en yoğun faydalanan beyindir. Eğer beyine yeterli prana sağlanmazsa, zihin bulanıklaşır ve negatif düşünceler üretmeye başlar. Bu durum bireyin aç ve hasta halde iken neden asabi olduğunu açıklar.

Birey prana gücünü nefes desteğiyle yükseltebilir. Prananın katkısıyla birey zihni üzerinde kontrol sahibi olabilir.

Nefesin orta kanalda akması zihni dinginleştirir. Dinginleşen zihin düşünceler tarafından rahatsız edilemez.

Hatha Yoga Pradipika (2:42)

Birey prana üzerine çalıştığında onun miktarını ve kalitesini geliştirir, beynin uyuyan kısımları uyanır. Normal bir insan, beyninin yalnızca yüzde onunu kullanır ve kalan doksanlık kısım uyku halindedir. Bunun nedeni beyinin tüm potansiyelinde işlev gösterebilmesi için çok büyük bir miktarda pranaya ihtiyaç duymasıdır. Yoga çalışmaları bu miktarda pranaya sahip olmayı mümküm kılar ve bireyin içindeki dahiyi uyandırır.

Evrensel Prana Deneyimi

Her varlıkta bulunan bireysel prana evrensel prananın bir parçasıdır. Ancak bu gerçek deneyimlenerek özümsenene kadar, birey kendini evrenin geri kalan kısmından ayrı bir benlik olarak görür.

Prana çalışmaları bireysel prana gücünü aktive eder ve daha yüksek bir frekansa yükseltir. Bu durum bedendeki ısıyı yükseltir, yaratıcı gücün ortaya çıkmasını ve var olanın prananın orta-beyindeki psişik merkez olan üçüncü göz çakrasına ulaşmasını sağlar. Prana daha sonra oradan bedenin farklı alanlarına yönlendirilebilir. Bu çalışmaya prana vidya denmektedir.

Prana en yüksek seviyeye ulaştığında ortaya çıkan ısı miktarı daha yoğun bir hale gelir. Böylelikle üçüncü göz çakrası pelvik tabandaki psişik merkez olan kök çakra ile bağlantı kurar. Kök çakra, ayrışmadan yaratılışa gerçekleşen tüm deneyimi barındıran evrensel prananın (kundalini) bulunduğu yerdir. Üçüncü göz çakrasının kök çakra ile bağlantı kurması evrensel prananın uyanmasını sağlar. Bu enerji tüm potansiyeli ile serbest kaldığında orta kanal aracılığı ile hareket eder ve bireysel dönüşüm gerçekleşir. Kundalinin uyanması ile bireysel prana ve evrensel prana bir olur.

Uyanış anında bireyin içindeki prana ve chitta mükemmel dengeyi yakalamış ve bir olmuşlardır. Zihin fizyon duruma geçer ve enerji açığa çıkar. Birey için her şey berraklaşır ve Gerçeklik deneyimlenir.

Birey evrende bulunan her nesnede, insanda, yaprak ve taşta kendini deneyimler. Evrensel prananın özümsenmesi ayrılık algısını yok eder. Birlik deneyimini yaşamış kimselere aziz veya aydınlanmış kişi denir. Bu kişiler ikiciliğin ötesine geçmiş, ebedi bilinci, gerçekliği, genişliği ve salt mutluluğu deneyimlemişlerdir. Bu yoganın nihai halidir.

Kaynak;
Özet çeviridir.
Prana and Pranayama, Swami Niranjanananda Saraswati

5 1 vote
Article Rating
Yazar

Do Yoga Do Magic! Yoga yap, sihir yap! Akışa uyum sürsün, güç bizimle olsun.

Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
herrwett.de
Pin It
Spinia
Woocasino
Kings Chance
Raging Bull Casino
22bet
Betmaster
casino vulcan vegas
オンラインカジノ
casino utan lecens
casino ohne lizenz